18 Şubat 2012 Cumartesi

SOLUK SOLUĞA



Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki

Nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu

Neydi onları ordan oraya
savurup duran şey

Onları daima yalnız kılan
neydi bu yaşam denilen gürültüde

Her dilden bir adları vardı onların
ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar

Sarışındılar belki de esmer
yani birçok yüzün bileşkesi

Ne altın arayıcısıydılar
ne de aylak bir gezgin

Vurulup düşseler de her kuşatmada
serüvencidir onlar ve hiç ölmezler

Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa
Bulurlar heder olmanın bir yolunu

Onlar ki bu dünyada
kahraman olmaya mahkumdurlar

Sislenen anılar kaldı bize onlardan
renkleri bozulup duran solgun anılar

Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin
bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna

Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı
onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan

Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi
vurulup düştükçe ışığını karartan

O serüvenlerin günlüğü tutulmadı
yazılmadı o insanların destan şiiri

Parça parça ettirilseler bir kartala
(ki sanırım böyle oldu sonları)

Fışkırır yüreklerinden
başarısız ihtilallerin yangınları

Ahmet Telli

9 Şubat 2012 Perşembe

pusula ...


Yüreğinin sesini duyan ve pusulası gönül olan kişi asla yolda kalmaz …
olur da duraklar ise ;

ya oyalanması gerekiyordur ki arkadan gelen yetişsin
yada bir yol ayrımındadır ki yönünü belirlesin …

7 Şubat 2012 Salı

yaz, ki yaşayasın ...

Yazan kişi, bütün dünyayı karşısına
ama, aynı zamanda önüne alır: Yazmak, o zaman,
dünyanın içinde olmaktır.

Yani: yazmak, yaşamaktır.

Yazı, yaşamdır.
-    Yaz, ki yaşayasın!
-    Yaz, ki yaşayasın…


Kişi yazarken, hep anlar yazar : kalemin kağıt üzerinde
bıraktığı izlerin oluşma sürecinde kapsanan anlar: -
Bir çizgi, bir nokta, bir kıvrım : işte yaşam!

Çünkü gerçekten de böyle değil midir yaşam –
bir tümce gibi: Başlar, inişli-çıkışlı (bazen düz,bazen
kıvrımlı, bazen dönüşlü) bir yol kateder,
ve bir noktayla sona erer.
 
Oruç Aruoba / Yürüme

6 Şubat 2012 Pazartesi

alın yazınızı sadece alın teriniz silebilir ...

''eğer doğduğunuz güne lanet ediyor ve alın yazınızdan nefret ediyorsanız size diyeceğim şudur;
alın yazınızı sadece alın teriniz silebilir..''
Halil Cibran

5 Şubat 2012 Pazar

bahane ...

Bu kadar konuşup duruyorum …
Kalkın birşeyler yapın, yazın, çizin, konuşun, hissedin, yaşayın, kızın, affedin, sevin …
vırr… vırrr… vırrr … konuşup duruyorum işte
iyide kaçırdığım bir şey var : ''bahaneler''
yanımızdan hiç ayırmadığımız çeşit çeşit nur topu gibi bahanelerimiz var bizim…

bahane dolu hayatlar yaşıyoruz
bahane dolu aşklar
bahane dolu arkadaşlıklar
bahane dolu işler

hımmmm…. öyleyse;
ya bahane üretim merkezi açmalı … BÜM … :-))
ya da bahanelerimizle masaya oturup konuşmalı …
:-)))

susma ...

Sus diyorlar …
Susman için her yolu deniyorlar. Susmanın insanı nasıl yücelttiğini yazıyorlar. Susmanın bir erdem olduğunu söylüyorlar.

Sana sus dendiği için susma … Susmanın bir erdem olduğunu sanarak susma …
Aksine; suskunluğun içinden çağıldayana kadar konuş …
Konuş konuşabildiğince … Ezberletilmiş tanımlardan soyun ve konuş …
Sadece kendinden kendine, özgürce
Konuş …

2 Şubat 2012 Perşembe

yeter ...


öyle çok şey öğrettiler ki ...
yeter !
öğretmedikleri herşeyi istiyorum ...
.

1 Şubat 2012 Çarşamba

gelecek ...


Issız bir ada bile kalmamış diyorlar … 
Her kafadan bir ses çıkıyor …
Soğuk … 
Arsız evlatlarını doyurmaya çalışıyor kimileri markalarla … 
Kimisi aç , susuz …
Bolluk bilincinden bahsediyor kimileri,
medet umanların parasını toplayarak yaratırken bolluklarını …
Dün konuştuğun bugün yok. Vedalaşamamışsın bile … Gitmiş …
Ağzımda kuru kelimelerin acı tadı,
bazı insanları görmeye katlanmıyor olmam acaba çok mu garip geliyor kimilerine ?
Son hiç gelmeyecekmiş gibi gelse de,
içimde bir bilen var, o söyledi : gelecek …
.

28 Ocak 2012 Cumartesi

gitti giden ...

sevgili Salim bence saf sevginin tanımıydı... tutunmaya çalıştı... tutunmayı denedi... 
yapamadı gitti ... 
yolu ışık olsun ...
 

Yine
Yeni
Yeniden
Doğuyorum
Her sabah
Çığlıklar atıyorum
İçime
Doluyor tanımadıklarım
Yeni
Yine
Doğruluyorum
Emeklemeden
Yürüyorum
Başka bir yolda
Başka bir dünya
Yeni
Yine
Ufalıyor
Parça parça
Birikiyor içimde
Tekrar bir olmaya
Yeni
Yine
Patlıyorum
İçime
Dökülüyor parçalarım
Yeni
Yine
Her bir zerresi arıyor birbirini
Çarpıyor
Defalarca
Örtüyor üstümü
Mezar değil
Biliyorum
Yeni
Yine
Ölümün sezgisi doluyor
Acısı peşinden
Yeni
Yine
Biliyorum
Tekrar doğacağım
Çığlıklar atıyorum
İçime
Yine
Yeni
Yeniden.

Salim Eser

farketmez ...

öteye geçeceğiz ... söylenmişlerin ötesine ...
ve bunu sadece kendimize güvenerek yapacağız...
tüm söylemlerin içinden geçip başkaldıracağız düzene ...
bazılarını rahatsız edecek sözlerimiz , alışılmışın dışından hoşlanmayacak kimileri ...
ama farketmeyecek bizim için .
..                                                                                                         
ve gerçekten farketmez ...

5 Kasım 2011 Cumartesi

yüzsüz ...

Hey sen
Dışı süslü
İçi puslu olan !

Ne çok yalan giyinmişsin üstüne.
Ne çok yüzlüsün sen.
Ne yüzsüz.
.

4 Kasım 2011 Cuma

körler sağırlar birbirini ağırlar

bir söz vardır ya ; ''körler ile sağırlar birbirini ağırlar'' ... zaman zaman kullanmayı severim...

sektörel dergileri karıştırırken aklıma geldi yine; hep aynı yüzler, aynı konular, aynı sahte gülüşler, şişirişler ...

reklam verenlerin haberleri en önlerde, haber değeri taşımasalar bile ... iki lafı bir araya getirmekten aciz adam, usta diye tanıtılır buralarda, ''kimbilir'' ve ''kime ne'' gerçek ustalar nerde ? süsleme sanatının en güzel örnekleri sergilenir bazı arkadaşlar tarafından aldığı hediyenin değeri ölçüsünde ... para konuşulur medyada, para yenir, para yedirilir, para ile satın alınır, para ile satılır ... değerler para üzerinden tanımlanır ...

körler sağırlar birbirini ağırlarken, çırpınır durur cevherler bir yerlerde ...
yeminim olsun o cevherlere el vermeye ...
.

1 Kasım 2011 Salı

Önümde uzayıp giden , geçmişimdir.
Kendimi ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
dünyayı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
Tanrı'yı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım.
Onu görmezlikten gelerek yapamam bunu,
ya da küçümseyerek, ya da yücelterek,
ya da yadsıyarak.
Onu yaşamımın,
kişiliğimin geçirdiği evrimin
kaçınılmaz bir parçası olarak kabullenmekle
tam yapılabilir bu ancak:
acısını çektiğim her şeyi
onaylamamla.

Oscar Wilde

12 Ekim 2011 Çarşamba

kendine giden yolu seç

Ah evet sıkıldınız artık yalanlardan değil mi ?
Gözlerinizde bir bıkkınlık, sözlerinizde bir bırakış var.
Dönüp dönüp hep aynı yere geliyorsunuz sanki
Oysa ki hepsi bir çıkış aramak içindi...
Sonunda, aradığınızı yalanlarla boğduğunuzu anladınız.
Belki birkaç dakika, belki birkaç gün tedirginlikle geçecek.
Yine yollar olacak önünüzde seçilebilecek;
Kimi kandırmaca hülyalara
Kimi kırlara, bayırlara
Kimi başka kucaklara gidecek
Her yol sana çıkar diyorlar
Ama artık bu son dönemeçte
dikkatli ol !
bırak artık ;
kalbin duysun,
gönlün görsün...
Kendine giden yolu seç.
.

11 Eylül 2011 Pazar

gönül dile geldiğinde ...

gönül dile gelir
resim olur,
söz olur,
saz olur,
renk olur,
acı olur ,
bal olur ...
ne olursa olsun;
sen olur …
anlayana aşk olur...

anlamayan
gezinir yüzeyde
söz olur yaralar
renk olur karalar
sağır olur
cahil olur
kötü olur

gönlün dile gelir yine
gözlerinde yaş olur

çiçek olur açar
arsıza görünmez
hırsıza ulaşılmaz olur
.